|
PAIGE, Satchel:
Kaç yaşında olduğunu
bilmesen, kaç yaşında olurdun?
*********************************
PARKINSON, Cyril Northcote:
Çok toplantı yapmak,
kötü yapılan bir organizasyonun belirtisidir.
*********************************
PASCAL:
Bize
cazip gelen kavgadır, zafer değil.
Eğer herkes dost sandığı
kimselerin bir de kendi arkasından söylemiş olduklarını duysaydı, dünyada dost kalmazdı.
Kalbin mantığa sığmayan
apayrı bir mantığı vardır.
*********************************
PATTON, General George:
İnsanlara nereye gideceklerini
söyleyip oraya nasıl gideceklerine kendilerinin karar vermelerini sağlarsanız,
alınacak sonuçlara hayran kalırsınız.
*********************************
PAVESE, Cesare:
Hiç bir kadın bir adamla parası için evlenmez. Kadınlar bir milyonerle evlenmeden önce
ona aşık olacak kadar akıllıdır.
*********************************
PENN, W.:
Ölümsüz olmaya karar verenler,
ölümden korkmazlar.
*********************************
PERİNÇEK, Doğu:
Avunmak
çözüm değildir. Avutmak ise geçici bir çaredir.
Devlet
kurulduğundan beri toplum yaşamına biçim vermek içindir.
Dincilik
emperyalizm ile birlikte milletimizi kul haline getirebilmek için kullanılan bir sömürü aracıdır.
En
üstün yasa vatanın bütünlüğü, milletin birliği ve Atatürk Devrimidir.
Her
olumsuzluğun olumlu bir yanı da vardır.
Kolay çözüm peşinde koşmak kişiyi yorar,
tüketir. Zorluklarla savaş, kişiyi zorlu kılar.
Kolaycılığa
bel bağlamakla bir yere varılmaz.
Laiklik,
bir yaşam biçimidir.
Milletimizi
büyük zorlukları yenmeye hazır etmek zorundayız.
Türkiye ancak Atatürk devrimi temelinde var olabilir.
Öyleyse Türkiye Atatürk devrimi için her olanağını
feda edebilir.
*********************************
PERİNÇEK, Şule:
Türkiye’de
vatanın bütünlüğü, milletin birliği, Cumhuriyet Devrimleri, Atatürk devrimciliği
emperyalizme isyan eden halkın eseridir.
*********************************
PERROUX, F.:
Dünya ekonomisinin gelişmesi bugüne kadar eşitsizlik
içinde ve eşitsizlik yoluyla olagelmiştir. Gerçek hayatı yansıtmak gerekirse, tarafların eşitliği
varsayımını değil, eşitsizliği gerçeğini kabul etmek zorunludur.
*********************************
PERU Atasözü:
Erkek yaşını saklamaya,
kadın ise saklamamaya başladığı zaman yaşlanmışlardır.
*********************************
PICASSO, Pablo:
Bugün dünyanın sonu gelecek
diye meraklanmayın. Avustralya'da çoktan yarın oldu.
*********************************
PITAGOR:
Altın ateşle, kadın
altınla, erkek kadınla imtihan edilir.
*********************************
PITTACUS:
Evcil hayvanların en vahşisi
dalkavuklardır.
*********************************
PLATON:
Akıllı konuşur,
çünkü onun söylemek istedikleri var; aptal da konuşur,
zira kendinin bir şeyler söylemek mecburiyetinde
olduğunu sanır.
Başkalarının
mutluluğunu düşünen, sonunda kendi mutluluğunu da elde edecektir.
Hükümdarlar filozof,
filozoflar hükümdar olsaydı kentlerin yüzü ışırdı.
Küçük şeylere
gereğinden çok önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir.
Nefsinin öğretmeni,
vicdanının öğrencisi ol!
Bir gün Eflatun talebelerinden birini kumar oynarken yakalamış
ve şiddetle azarlamış. Talebesi:
- “İyi
ama ben çok az bir paraya oynuyordum” diye itiraz edecek olunca Eflatun cevap vermiş: - Ben seni kaybettiğin para için değil, kaybettiğin zaman
için azarlıyorum.
*********************************
PORTEKİZ Atasözü:
Evlenmeden evvel gözlerinizi dört
açın. Evlendikten sonra yarı yarıya kapayın.
*********************************
PREVERT, Jacques:
Gerçek özgür değilse,
özgürlük de gerçek değildir.
*********************************
PROTAGORAS:
İnsan, dünyadaki her şeyin ölçüsüdür.
*********************************
PROUST, Marcel:
Gerçek keşif gezisi yeni yerler
aramak değil, yeni gözlerle bakabilmektir.
Sevdiğiniz
zaman aşk o kadar büyüktür ki bir bütün olarak içinize sığmaz, sevdiğiniz insana doğru yayılır.
*********************************
PRUDHOMME, Sully:
İçinde şu mine çiçeğinin ölmekte olduğu vazo bir yelpaze darbesiyle çatladı.
Darbe ona hafif dokunmuştu. Hiç sesi bile çıkmadı. Fakat o hafif yelpazenin yaptığı bere
görülmez bir yürüyüşle kristali hergün ısıra ısıra bütün etrafını dolaştı. Billurun
taze suyu damla damla sızdı, kayboldu. Çiçeklerin özsuyu bitti. Hala hiç kimse şüphe etmiyordu. Fakat
oraya dokunmayın, kırıktır... İşte bunun gibi sevilen bir elde genelde kalbe dokunur. Onu zedeler,
sonra o kalp kendiliğinden çatlar. Aşkının çiçeği mahvolur. Kimsenin gözüne ilişmeden ince
ve derin yarasının büyüdüğünü ve yavaş yavaş içten ağladığını hisseder.
Oraya dokunmayınız, kırıktır!
Asıl adı René François Armand Prudhomme’dır.
16
Mart 1839’da Paris’te doğmuştur.
7
Eylül 1907’de Châtenay’de
ölmüştür. Mühendislik eğitimi gördükten sonra edebiyata yönelerek şiirler yazmıştır. 1901 “Nobel Edebiyat Ödülü”nü
almaya hak kazanmış Fransız şairidir. Başlıca eserleri “Les
Solitudes”, “Impressions de la Guerre”, “Lesa Vaines Tendresses”tir. 1872’de “Les Écuries d'Augias”, “Croquis Italians”, “Impressions de la Guerre” (1866-72)
ve 1874’te “Les Destins”, “La Révolte des Heurs”, 1875’te “Les Vaines Tendresses”, 1878’de “La Justice”, 1886’da “Le Prisme” ve 1888’de “Le Bonheur”u yayınladı. Bütün bu şiirlerini “Poésies”
adlı eserinde topladı ve yeniden yayınladı.
|