Bağımsızlık,
benim karakterimdir.
Beni görmek demek, mutlaka
yüzümü görmek demek
değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız,
bu kafidir!
Bir
ulus kendi gücüne, yalnız kendi gücüne dayanmazsa, şunun bunun oyuncağı olur.
Bir şahsın yaşadıkça
memnun ve mutlu olması için lazım gelen şey kendisi için değil,
kendisinden sonra gelecekler için çalışmasıdır.
Bir ülkenin, bir ülke halkının,
düşmandan zarar görmesi acıdır. Ancak, kendi soyundan, tanıdığı insanlardan vefasızlık,
yıkım görmesi ondan daha acıdır. Bu, yürek ve vicdanlar için büyük acıdır.
Birlik ve emelde kararlı
olan ve israr eden millet, kendini beğenmiş ve saldırgan her düşmanı, eninde sonunda gurur ve saldırganlığına
pişman edebilir. (1927)
Biz cahil dediğimiz
zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş
olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler
çıkabilir.
Bizim telâkkimize göre, siyasî kuvvet, millî irade ve egemenlik, milletin bütün halinde
müşterek şahsiyetine aittir, birdir. Taksim edilemez, ayrılamaz ve başkasına bırakılamaz.
(1930)
Büyük olmak için kimseye iltifat etmeyeceksin,
hiç kimseyi aldatmayacaksın, ülke için gerçek amaç ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde
bulunacaktır; herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Fakat sen buna karşı direneceksin,
önüne sonsuz engeller yığacaklardır. Kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak,
kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana büyük derlerse bunu
söyleyenlere güleceksin.
Dünyanın bize hürmet göstermesini
istiyorsak evvela biz kendi benliğimize ve milliyetimize bu hürmeti hissen, fikren, fiilen, bütün iş ve hareketlerimizle
gösterelim; bilelim ki milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avıdır.
Eğitilmiş ve uzman anneler, çağdaş
modern toplumu getirir.
En gerçek ışık bilimdir.
GENÇLİĞE HİTABE: Ey Türk
gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyet'ini ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin
ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum
etmek isteyecek dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen,
vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetln imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân
ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün
dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri
zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin
her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin
dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri
şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap
düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen;
Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur! (20
Ekim 1927)
Gençliğin Ata'ya Yanıtı: Ey büyük Ata! Varlığımızın en mukaddes temeli olan, Türk istiklal
ve Cumhuriyeti'nin ebedi bekçisiyiz. Bu karar, sarsılmaz irademizin değişmez ifadesidir. İstikbalde hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndürmeyecektir. Bizler bütün
hızımızı senden, milli tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez iman ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun
kuvvetli temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her hamle
şuurludur. En kıymetli emanetin olan Türk istiklal ve cumhuriyeti, mevcudiyetimiz esası olarak eğilmez
başların, bükülmez kolların, yenilmez Türk evlatlarının elinde ilelebet yaşayacak ve nesillerden
nesillere devredilecektir. Bu mukaddes emanete yönelen dahili ve harici bütün tecavüzler, iman dolu göğsümüze çarpacak
ve parçalanacaktır. İstiklal ve cumhuriyetimize kast edecek düşmanlar, en modern silahlarla mücehhez olarak,
en kuvvetli ordularla üzerimize saldırsalar dahi, milli şuurumuzun ve yenilmez Türk gücünün zerresini bile sarsamayacaklardır.
Çünkü, istiklal ve cumhuriyetimize kast edenler karşılarında binlerce yıllık Türk tarihinin yılmaz
evlatlarını, Cumhuriyet inkılaplarının feyizli ve imanlı gençliğini bulacaklardır. Ey en büyük Türk! İstiklal ve cumhuriyetimizi
korumak mecburiyeti hasıl olunca, içinde bulunacağımız ahval ve şerait ne olursa olsun, kudret ve
cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak; bütün engelleri aşıp, her güçlüğü yenmek azmindeyiz.
Hattı müdafaa yoktur, sath-ı
müdafaa vardır. O satıh ki bütün bir
vatandır.
Kendilerine
bir milletin talihi bırakılan adamlar, milletin kuvvet ve kudretini yalnız ve ancak yine milletin hakiki ve
elde edilmesi mümkün menfaatleri yolunda kullanmakla görevli olduklarını bir an hatırlarından çıkarmamalıdırlar.
Bu adamlar düşünmelidirler ki, bir memleketi zabt ve işgal etmek o memleketin sahiplerine hakim olmak için kafi
değildir. Bir milletin ruhu zabtolunmadıkça,
bir milletin azim ve iradesi kırılmadıkça, o millete hakim olmanın imkanı yoktur. Halbuki asırların
getirdiği bir milli ruha, hiçbir kuvvet mukavemet edemez. (1924)
Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir
gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa
boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.
Memleket dayanışma isteyen bir birliğe muhtaçtır.
Alelâde politikacılıkla milleti parçalamak, hıyanettir. (1925)
Milli
benliğini yitirmiş uluslar başka milletlerin avıdır.
Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki, sinesinde yetiştirerek başının üstüne
kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki asli cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden
bir an geri kalınmasın.
Savaş zaruri ve hayati olmalıdır.
Milleti savaşa götürünce vicdanımda acı duymamalıyım. Öldüreceğiz diyenlere karşı
ölmeyeceğiz diye savaşa girebiliriz. Lakin millet hayatı tehlikeye uğramadıkça savaş bir cinayettir.
Şunu da ehemmiyetle tebarüz etmeliyim
ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk Milleti'nin tarihi bir vasfı da güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir.
Bunun içindir ki milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtri zekasını,
ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü
vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek, milli ülkümüzdür.
Türk demek Türkçe demektir; ne mutlu Türküm
diyene!
Türklük benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağımdır.
Doğuşumdaki tek olağanüstülük, Türk olarak dünyaya gelmemdir.
Ülkesini, yüksek
bağımsızlığını korumasını bilen Türk Milleti, dilini de yabancı dillerin
boyunduruğundan kurtarmalıdır. (10. Yıl Söylevi'nden)
Ya istiklâl ya ölüm... İşte halâs–ı
hakiki isteyenlerin parolası bu olacaktır.